8 Haziran 2009 Pazartesi

Geçtiğim haftadan kalanlar


Son ütücü Gökhay çekme bire diyo arkadaş .


Kovanlık tahtalar hazırlanıyorlar.

Sağolsun marangoz arkadaşlar bana çok yardımcı oluyorlar onlar hazırlıyor tahtaları bende çakıyorum her şey elinin altında olunca çok kolay.





Yeni yaptığım kovanımın son hali şu ama kadar dört arım var işler baya çok oluyo bana göre bundan sonra her şeyi kıştan hazırlamak gerekli.




Geçen hafta bir oğul daha aldım diğer oğullardan bir gün sonra ne bereketliymiş kütük kovan.Bu sefer armut ağacına gitti.Şuana kadar beş oğulum oldu birini arkadaşa verdim geri dört oğul birde kütük kaldı.





Yolda gördüğümüz bir kara yılan güneşleniyordu herlade bizi gördümü çekildi öldürmedik geçtik bizde.Arıları bakmak için yollara düştük yine hem arılık ziyareti em gezi ve piknik.




İlk önce arıların işini bitirdik havalar kötü gitmesydi daha da iyi bal gelirdi diyor Mustafa abi çok azda olsa bal gelmiş.



Yavrulu çıta görmeyide özlemişim gerçekten arıcılıkta ayrı bir hastalık.Nacati yeni arıcı günlük yumurtayı bilmiyordu göremiyorum ben diyordu bu gün gördü.Ne tuhaf geçen sene bende öyleydim zamanla öğreniyor insan yeteki istesin.
Benim arılar ilk önce baktık kimi çerçeve istiyorudu verdik birine kat attık.28 gayet iyi gidiyor 17 çıtaya yaklaşmış ana arı altta göremedik günlük yumurta da yoktu.Baktık üst katta yumurta atıyor.





Çalı çileği yeni açmaya başlamış arılar ziyarette.



Yaban taflanların çoğu geçmiş kimi yeni açmış yer yer fark ediyor mis gibi kokusu.







Yayla havası birden sis bastırıyor sonra güneş bir yerlerden yüzünü gösteriyor takrar çise başlıyor.Şansımız yokmuş bu gun havadan ve yoldan yana.



Yer yer vadilerde kıştan kalan karlar var hala erimemişler.






Beyaz avu lar çok ayrı süslemişler çimenleri.



Kazıkbeli yaylasına göç eden yaylacılar daha bir sürü yaya yolları var.






Oba daki everin bahçeleri çok güzel çiçeklerle örtülmüş her renk var nerdeyse.İnsan bakmaya doyamıyor Trabzon tarafından gelen bir gurup dağcı çiçekler arasında fotoğaraf çakiliyordu.



Su molası verdik her yerden su fışkırıyor nerdeyse babam için bir ilaç bu sular öyle diyor artık.Gökay saat bakmıyor arı aşıladı alerjisi varki baya şişti eli zorla sokturdu arıya kendini .




Gökhan ve babam salata yapımında saat 15 suları bayada acıkmışsız.Şurası soğuk burası rüzgarlı derken orman içine kadar indik.










Ateş yakmasında üstüne yoktur Necati arkaşaşımızın hiç erinmesi yok.Allah her arıcıa böyle bir arkadaş nasip etsin.





Ateşe yakın olmak iyi yoksa donarız soğuk hava baya.


Tavuklar ve biberler kızarıyor mis gibi mideye inicek.

Küçük Umut çok meraklı her şeyi sorguluyor.



Dönüş yolunda çilekli burunda çay molası verdik.Hava burada daha ılıman yanımızda sis olmasına ragmen bal arıları vardı.Benim arılar tam karşımızda kalıyor vadi içinde demekki arılar çalışmasını engellemiyor fazla havalar.Her yer ayağınnın altında insanın birde güneş olsa ne güzel olurdu.






Allah tan birinin üstüne düşmedi yoksa insanları maf ederidi.Yukarda verdiğimiz çay molası berki bir vesile oldu bizim içinde.



Dönüş yolunda kayaların düşmesi sonucu yol kapalıydı.Günün en berbat olayımı desem her şerde bir hayır varmı desem bilmiyorum.Canım Türkiyem olayı neden diyor sanız.Ürken yerden 10 dak.30 aşağıda bir sürü yol yapım makinası var.Jandarmayı ve çeşitli kurumları aramamıza rağmen hiç bir yerden olmumlu sonuç alamadık.Daha öncede buna benzer olaylar görmüştüm ve başıma gelmişti.Bu gibi durumlarda yanınızda bir tv veya gazeteci olursa anlık haber olursanız ancak size hizmet gelir yoksa başınızın çaresine bakın denir.Bu olay baya bizi yordu tekrar geri döndük üç araba 20 dak. yolu gece 12 de tamamladık.
Anlıcanız Türkiyede Ankarada dayın varsa ancak yardım görürsün gerisi palavra.Birde ilgimi çeken iller arasındaki ayrımcılık sanki Giresun milleti Türk vatandaşı değil diğer il sınırlarına girdimi yolların bir asfalt olmadığı kalmış bizim yollarımız ise patates tarlası gibi her kes bu farkı anlaya bilir.Bazan diyorum hak bizim millete istemesini bilmiyoruz demkki.Tüm dileğim kimsenin başına bu durumlar gelmemesi.Bu haftayıda yoğun bir tempo ile kapadık.

2 Haziran 2009 Salı

Ne Yoğun İki gün




İki günüm çok yoğun geçiyor oğul üstüne oğul çıkıyor.Eğer mutfak penceresi arıların oldugu yere bakmasa bu iki oğulu kaçırırdım neden derseni bu sefer bahçede biraz daha yukardaki ağaca konmuş orayı görme şansımız yoktu.Sabahları kahvaltıda benim yüzüm arıların olduğu yöne dönük genelde sabah çıktı oğullar 9 ile 10 arası hepsinide görme şansım oldu.Dağda bir oğul tuzağımız vardı onada oğul girmiş.Gece almaya gitti Necati birde arıyo beni domuz yiyo adamdan da kaçmıyo diye ne oldu avcı korktunmu.Adama macerelazım.



Bu oğulu nasıl aldırdım bu adamlara arıdan korkuya arabanın içine kaçtılar.Ben maskesiz duruyorum arı bana bir şey yapmıyo bunlar elini kolunu salladıkca arı hucum ediyor.Birini gözünden soktu dahada tırstı arıdan.


Çıkan oğulu Gökhanla beraber aldık ilk kez bir oğul alıyor.Arıcılıkla alkası yok.Meşhur arıcı sonra geldi meşhur arıcı sonra geldi maskeyi ona giydirdik.








Dün aldığımız kütükden çıkan ikinci oğul kütüğün arkatarafındaki ek koanı da aldım.içindeki mumları da bu oğula aktardım.İki kapalı yavru vardı.Dün ana arıyı görememiştim korkmuştum acaba ana arıyı diğer kütüğe mi verdik diye bu sabah baktıgımda ana geziyordu gayatte sağlıklı.





Dün iki ana birden çıktık tan sonra kütüğün son hali.Ana memelerinin ucu açılmıştı bir ara baktığımda.




Nihayet arıcı geldi bir eve mutfak dolabı takmaya gitmişti.Oğul çıktı diyince dolabı anında montelemiş çabuk diyomuş kalfaya başka zaman olsa gelmezdi akşama kadar.İş bitmedi diye ,ey arı neler yaptırıyosun insana.






Neco nun geldiğide iyi oldu.Adamda erinme nedir yok her yere anında gider.Dedik yukardaki ağaca attı oğulu ordan aldık ben bir bakayım dedi iyikide baktı aynı anda iki ana çıktı demekki aynı yere yine kümelenmiş arılar.Onuda aldık Vecdi abinin gönderdiği kütüğe koyduk.Ben ilk başta pek inanmıyodum ama bu gün baktım petek örmeye devam ediyo arılar kovanı terk etmemişler.Hayırlısı diyelim.










Önceden mum yapıştırmıştım tavana bu sabah baktım mum şişiyor resimlermek aklıma gelmedi. Demeki ana arı var içerdeki arılar hala bu kütükde.






Hehe buda ne taflan zamanına daha var.Bir tel açldı sabah dedi arı yine oğul attı.Bende marangoz arkadaşla beraber muhabbet ediyoruz dedim kovanı al haydi.Demekki bizim kütükdeki ana arılar hep bir çıktı sonrada kütüğü terk ettiler.Dün iki tane birde bu gün etti üç oğul.İşin ilğinç yanı sabah kahvaltı yaparken oğul gibi çıktı arılar sonrada kütüğün ağzına küme oldular dedim oğul çıkıyo çıkmadı.Bende sandım ana arı çifleşmek için çıkıyor ana memeden çıktığı gün çifleşmeye çıkarmı diyede soru işareti kaldı kafamda.



Arkadaşım testereyi aldı çıktı taflan ağacına dünde buna atmıştı.Önceden armut ağacına atıyordu.Şimdi ise daha yukarı geldi taflan ağacına attı iki oğuluda.Bu ağaç biraz daha alçak.




Oğul konan dal kesildi artık kovana konulacak yer aranıyor.




Getirdik kovana iki şişmiş çıta diğer arılar olmadığındna ballı çıta veremedik.İlla şerbet ver öyle girsinler kovana ben diyorum silkele neyseki şerbet vardı hazır verdik dediğini yaptı.Rahatlamıştır artık heralde.


Kütüğün sabahki hali sabah arılar oğul verir gibi çıktı bir daha geri döndü neden acaba amaçları nedir anlayamadım.Aradan 2 saat geçti tekrar oğul verdi.


Kümes yapmak amacı ile arıları taşımıştık kümes yapmaya fırsat kalmadan arılık yine doldu kötüde olmadı çok güzel oldu.Ana arılar çifleşsin yumurtaya başlasınlar bir leştiririz oğulları olmasa.Şimdi oldu dört oğul üç tanesi burada bakalım daha çıkıcakmı.

30 Mayıs 2009 Cumartesi

arılara ilk ziyaretimiz


Sis dağlarında kar kalmadaı artık.Bu gün hava çok sıcaktı gerçekten benim arılar aşağıdaki vadide ama arılar bu kara avuya kadar çıkmışlar.



Kahraman dere ağaçlandırma projesi diyolar ama ortada doğru dürüs bir şey göremiyorum artık kahraman dere ve kırmızı benekli alabalılarda kalmadı.Biz insan oğlu her şeyi ne çabuk yok ediyoruz.Sonrada vaybe bu derede ne alabalık vardı veya ne ağaçlar vardı diye iç geçiriyoruz.





Bu günüm arıların yanında geçirmek için yollara koyulduk 26 km ama yolların bozok olmasından dolayı 1 saat de zor varıyoruz.Arıları gece getirmiştik çevreyi görmek nasip olmamıştı bu gün görmeye gittik.



Yabani taflanlar mis gibi kokuyolar kimi yerde geçmiş kimi yeni açmakta.


Çok mahsum aklından neler geçiyor kimbilir.Büyük şehirlerdeki akranlarının imkanlarının hiç birine sahip değil.Biz gelirken bacak bacak üstüne atmıştı yaklaşınca indirdi utandı heraldeki bende bu pozu kaçırdım.


Beşiktaşlı bir oğlak bende resimledim.Her şeyin küçüğü sevimli oluyor.



Güzelim derelerimiz yok oluyor bu vadi üstünde üç tane hidro elektirik santrali yapıyolar.Bu da deredeki çok az sayıda olan kırmızı renkli alabalıkların sonu oluyor tabiki.




Benim arıların bulunduğu Kahraman köyüne az kaldı özlemişim arılarımı.Yollardan döne döne yükseliyoruz.Aslında manzara çok güzel ama dijital makina olmadan telefonla çekilen resimlerin kalitesi bu kadar oluyor.Yollar çok berbat.

Musatafa abinin zayıf kalan 8 kovanı benim kovanlarla yan yana. Üstlerine notlar yazmış kimi şerbetlencek ilğinç geldi bana.



Üsteki arıların çoğu kata çıkmış.Arıları iyi toparlamış.



Arıların üstünden gözüken vadi arılara çok yakın ılhamur ağacıda çok sayıda.Her çeşit bitkiyi bulmak mümkün.



Arıcılığa nasıl başladığını anlatıyor benim gibi bir kovanla başlamış şimdi 25 ütünde kovanı var. Emrah diyor eski arıcılara bir şey soruyorsun adam bir şey anlatmak istemiyor ne hikmetse millet bildiğinide saklıyor.Ya Emrah ne yapsın diyorum internet olmasa bu güzelim zevkten mahrum olurduk heralde.


Benim arılarım sondaki dört kovan birinin katını götürmeden atmıştım diğerinide cuma günü Mustafa abi tarafından atılmış. Arılarımın olduğu yer çok güzel benim içinde arılar içinde iyi oldu.



Kahraman köyü eski okulu şimdi köy namına dernek gibi bir şey olmuş.Babam da keyifler yerinde arıcılığıda öğrenmeye başladı yavaş yavaş.


Benim arıların yantarafında bir arılık bu gibi çok sayıda arılık mevcut köy ve vadi içinde.İnsanlar başka ne yapsınki buralar daki insanlarımız çok fakir önceden orman varmış şimdi oda yok geçim zor tv ahkem kesenlerin gelip bu insanları görmesini isterdim sadece burası için değil çoğu orman köylerimiz aynı durumda.